« Önceki |

19/10/2009

Sana biriktirdiğim cümlelerden harcıyorum, affet!

Sana biriktirdiğim cümlelerden harcıyorum, affet!

 

uyandığımda halan karanlıktı oda. Yatarkende karanlıktı. Hiç uyumadım mı? Belkide uyanmadım. Siyah bir düşteyim belki. Bilmem... Bilmem gereken şeyler bunlar olmadı hiç. Uykuyla uyanıklık arasında gelgitliğim çok olur benim...

 

Annem uğurlar beni her sabah, bilirsin. Belki de bilmezsin. - zaten bilsende ne değişir ki! Bizim birbirimizi uğurladığımız sabahlarımız olmadı hiç. Bilsekde anlamayız o yüzden.- Her sabah kapının eşiğinde öper, merdivenlerden inene kadar kapatmaz kapıyı. Ama niye tam oradan öptün annem. Nasıl hesapladın da buldun yarimin öptüğü yeri. Bak işte yanağımdaki çukurlar niye doldu ki şimdi? Neyseki acıyla örülü sokaklar, kimse farketmez gözyaşlarımı...

 

Ben düşlerden bahsedecektim o yüzden gelmiştim aslında buraya. Soracak olursan iyiler. Bazen düşüyorlar bir yar'dan aşağı. Sonra beyaz bir gecede doğuyorlar tekrardan. En son seni misafir etmiştik beraberce. Sen, Ben, Düş. Biz düş/müş/üz... Hep seninle olmak istediğim yerde olucam bu hafta sonu. Hani hep hayal edip sana söylediğim. Ben epeydir hayallerimide satılığa çıkarmıştım oysa, bunu nasıl bırakmışım hayret... Neyse ordan sana yazarım yine, dilim öyle suskun, öyle kurak... Pulsuz düşerse cümlelerim gecene, şaşırma.

 

Yine karanlık... Ay geceye düşmüş, sen düşmüş yüreğime, ben düşmüşüm sayfaları kayıp bir mektubun son cümlesine...

 

Uykuyla, uyanıklık arasında...

 

 

eylül  /….

<_script /><_script />

3/6/2009

Yol oldum, YOLCUmsa kayıplarda...

Uzun bir yola vurdum bugün kendimi

Adına DÜŞ dedim…

Çocukluğuma rastladım,

Seksek oynadım yüreğimin çizik taraflarında…

Güldüm… Ağladım…

Uykumsa hangi hırsızın koynunda sabahlıyor kimbilir?

Düş/tüm…

Gözyaşlarımla çizdim elimin değmediğini…

Ve ne zaman aralasam gözkapaklarımı,

‘’YAR’’ dedim usulca, kirpiğimde asılı kalan ışığa…

 

Çalınmış uykularımı aradım,

Yol oldum, YOLCUmsa kayıplarda…

 

Sen oldum,

Beni aradım kör bir gecenin en acımasız saatinde…

İhanet gece bekçisi gibi kapımı araladığında,

Kirlenmiş ceplerinde, başka aşklardan kalan yaralarına merhem oldum

Nasılsa acımıyor artık içim, senin düşlerinde yabancı kalışıma…

 

Ve kirpiklerinden yapıp darağacımı,

 Toprak oluyorum, bu sevdanın çıkmazında

Üzülmüyorum da,

Hiç uyumamıştım çünkü gözbebeklerinde,

Bu denli huzurla…

 

 haziran 2bin9

salıdan devrilen gece...

 


19/4/2009

yokluğuna...



Bir gün gidersem bu şehirden bir seni alacağım yanıma,
Bir sen olacaksın yanımda,
Hiç olmadığın kadar.
Bavula gerek yok, istemez kıyafet, nede yiyecek bir lokma. . .
Aşım sevdam kavgam,
Ne varsa hayata dair hepsini sen sayıp çıkarım yola…
Kızıl bir sabaha saçlarımdan yol edip yürürüm,
Ardımda bırakıp gecenin karanlığını…
Bir gün bırakıp gidersem bir sen olacak yanımda,
Hiç olmadığın kadar yoldaş,
Hiç olmadığın kadar dost olacaksın bu davada. . .
Ayrı bedenlerde tek düşe yumup gözlerimizi,
Her yeni doğan günü birlikte karşılayacağız…
Kimliksiz bir ömürde,
Sabıkalı suçsuzun sayıp beni
Hiç olmadığın kadar kelepçe olacaksın yüreğime. . .


Bir gün gidersem bu şehirden;
Bunların hiçbirisi olmayacak belki,
Varlığın can katmayacak canıma,
Ne yoldaş ne dost nede sevgili,
Nede bir nefes, üşümüşlüğüme. . .

Ama bir gün gidersem sevgili;
Biliyorum ki,
Yokluğun beni hiç bırakmayacak yarı yolda. . .

eylül (b.ç)/ gecenin hüznünden
mart 2009 ankara



19/4/2009

(t)adsız...

Dümdüz edilmiş ıslak kaldırım taşları arasında,
Bir şehri öleceğim.
Zeytin karası ihanetler, kuduz köpeklerin koynunda;
Ben ihanete uğramamış yanımızdan öpüp,
Öyle hoşçakal diyeceğim. . .

Eline tutuşturulmuş repliklerini çalışırken sen,
Ben saçımdan kopardığım beyazları kızıla boyayıp,
Duvara çeltikler atacağım. . .

Koş! bak yarım kalmış oyunlar seni bekler,
Haydi koş,
Gözbebeklerimi soyunup,
Usulca bakacağım ardından. . .

Ve ne kadar ''sen'' biriktirmişsem içimde,
Hepsini tek tek çıkarıp
(z)amansız düşlere bırakacağım.

Yalnızlığım savruluyor yol boyu,
(d)ilimde senli bir türkü
anılar gecenin üstünde hüzünlü bir örtü
Heryanımdan AŞK kanıyor. . .

Şimdi bu (k)an'ı durdurma zamanı. . .


eylül (b.ç)/ yoktan
nisan 2bin9

Yetişemedim senin olduğun oyunlara
Annemin anlattığı masallardaki çocuklar da büyüdü çoktan,
Baba sen benimle oynar mısın? (eylül)

17/4/2009

gidene. . .

Ne zaman tutul(duy)sak bir sevdaya,
Hesaplayamadık adımlarımızı.
Ya yasaklı bir romandı sevgili,
Ya da elimizin uzanamadığı bir duvar,
Adımı(z)ın hiç yazılamadığı. . .

Hep önsöz olarak kaldı,
Sevgiliye yazılmış her satır.
Düşünce suçlusuyum belki,
Kelepçe olmuş sevdiğimin yüreği,
Gözleriyse demir parmaklıklar.

Koysaydı yüreğini korkmadan,
Bin yıl yatmaya razıydım.
Sevdası olurdu ranzam,
Kirpikleri dar ağacım,
Müebbet saysaydı beni,
Birtek akan gözyaşında can verirdim,
Başeğmeden,
Ve hiç pişmalık duymadan. . .

eylül (b.ç)/ özlemlerin düştüğü gece vakti.
tarihi yok sayarak.

Kategorilerim

Bağlantılarım

" title="
İlgili aramalar: müzik - şewe -  güneş -  deniz -  demir
">şewe(seyduna türküleri)
Blogcu ile yapıldı